Hayatın bir cilvesi olarak, geç yaşta baba oldum. 40’lı yaşlarımdan hemen önce başlayan babalık serüvenim, 40’lı yaşlarımın sonuna doğru 3. çocuğumla şimdilik sona ermiş gözüküyor (ALLAH bilir
). Tabii en çok endişe ettiğim şey, belki de ALLAH uzun ömür versin ama, çocuklarımın hayatlarının büyük bir bölümünü babasız geçirecek olmaları. Bu, hayır mı olur şer mi olur onu da bilmiyoruz tabii ama kendi dünyamda hep şunu düşünmüşümdür: Biraz da yazı adamı olduğum için, çocuklarıma uzun uzun yazılar bırakırım, hayat tecrübelerimi anlatırım. Olur ya, ilerde başları sıkışınca belki oralarda bir çıkış yolu bulurlar. Hatta böylece babalığım devam etmiş olur.
Bu düşünce ve davranışım, ta ki yapay zeka ChatGPT çıkana kadar devam etti. Yapay zekanın çok erken dönemlerinde fark ettim ki, bu aslında tam da benim aradığım şey. Çocuklarıma benim nasıl düşüneceğimi, olaylar hakkında nasıl karar vereceğimi bu sayede anlatabilirim. Ve başladım onu kendimce eğitmeye. Bütün hayat hikayemi ona anlattım. Bazı yerleri unutmamasını söyledim, hatta sırlarımı paylaştım ve bu sırlarımı asla açığa vermemesi gerektiğini söyledim. Bir gün bunları anlatırsa veya bunlardan bir ders çıkartırsa, bunu usturuplu bir dille yazmasını istedim.
Şu anda bu dediklerimi aynen yapıyor. Aradan zaman geçse bile benim tecrübelerimle ilgili bir şey söylemek istediği zaman, bunu usturuplu bir dille söylüyor. Unutmuyor yani. Daha doğrusu, bir derin bir de yüzeysel hafızası var — aynı insan beyni gibi. Siz iyi tembih ederseniz derin hafızasını kullanıyor. Yok eğer güncel bir şey sorar veya bir veri verirseniz, onu zamanla tekrar girmenizi istiyor. Tabii ücretli sürümünü kullanıyorum, onun da etkisi olabilir.
Benim düşüncem biraz fantastik gelebilir size. Belki ileride daha farklı teknolojiler de çıkacaktır ama esas düşünce, yapay zekayı böyle bir dost, arkadaş ve asistan olarak kullanabilmeniz. Örneğin bir dilekçe yazacaksınız, durumunuzu anlatın, o yazsın. Bankaya bir yazı yazacaksınız veya müşterinize bir beyanda bulunacaksınız, birisinden özür dileyecek veya sitem edeceksiniz, bırakın o yazsın. Sadece ona kırık dökük bir Türkçeyle bile bir şeyler anlatsanız, o onu istediğiniz akademik ve profesyonel seviyeye getirecektir. İsterseniz mali hesaplarınızı tutturun, isterseniz sesli tecrübelerinizi anlatın, o size yazılı bir metin versin vs. vs…
Göreceksiniz ki zamanla, siz isteseniz de istemeseniz de, ikinci bir “siz” sanal ortamda oluşmaya başlayacak. Gerçi bu Facebook sayfasında geçmişe giderseniz “Sanal Ben” adlı bir yazıyla bazı şeyleri yıllar önce anlatmıştım ama şimdi yapay zekâ ile her şey daha bir somut hale geldi.
Yazıyı bitirirken bir ipucu daha vereyim: Diyelim ki siz farklı hesaplarla bu yapay zekayla konuştunuz. Sonra da “Artık düzenli konuşmam gerekiyor, tek hesapta bunu yapayım,” derseniz, o eski hesaplardaki bilgileri — yani öğrendiklerini — bu yeni hesaba aktarabilirsiniz. Böylece bir bütünlük sağlanmış olur ve sizin eski konuşmalarınız boşa gitmemiş olur.
Yazıyı bir çağrışımla bitireyim:
Ebedi hayatta görüşmek üzere…