Bu sayfa, en özel duygusal şiirleri bir araya getiriyor.

Şiirler

  • Gençliğim

        Bir hesap ödedim

        Faturada gençligim

        Hay aksilik ne kadar da masraf etmişim

        Faturayı ayrıntılı istedim

        Bir akşam vakti bakarım belki

        Ilk orta lise iyi ve hesaplı

        Üniversite 4+4+soru işaretli

        Hesapta yok henüz bir diplomanın bedeli

        Israf israf israf

        Belki de gençliğin yarısı

        Klavuzum olmadı ne babam ne ögretmen

        ne de bir başkası

        Tosla o yana tosla bu yana

        Şimdi çıkıyor hepsi faturada

        Sevdalar hiç biri bir işe yaramamiş

        Ne kadar güzel görmüştüm

        Yok birinden bahis hesapta

        ALLAH'tan çok sükür civanmertim

        Dara kalırsam daha büyüklerinide öderim

        Şükür ayakta kaldığıma hala gencim

        Ne yaşadığımdan kime ne

        benim gençligim.

  • Renksiz Deniz

         Renksizdir aslında deniz

         Ya göğün mavisidir suya vuran

         Ya ormanın yeşili

         Bazen de topraktan alır çamur rengini

         Fırtınalarda mesela korkunç gri

         Dalgalarda köpürmüş beyaz

         Sen yanaşırsan kenarına

         Gölgen düşer sakin siyah biraz

         Ben yalnızım şu anda sahilde

         Rüzgarda çaresiz sallanışı gibi yaprakların

         Yanımda ise senin oturduğun boşluk

         Keşke otobüsü kaçırmasaydım da

         Bitmeseydi hiç bu yolculuk.

  • Küçüğüm

        Henüz "yaşı" yokken güzelin,gözlerimin.

        Çocuk kelimeler fısıldar, kalemime yüreğim.

        Tövbe!

        Tövbe nöbeti tutar,içimde akıbetim.

        Dünümün diyetidir,el aynası dizelerim.

        Çekiver düzen, güvercin gözlerine,

        Siliver "düzen gözlerine" bıraktığım izi.

        Gider ayak çalma bu kapıyı bir daha

        Etme"sen" kördüğüm istikbalimi.

        Sesler titretir çareyi,emin olmak zor

        Deşmek derin yarayı,yitirmek azap

        Belki tahminler biriktirmektir çözüm,

        Belki de kadere dizeler satmak...

  • Istanbul Özlem

        Öyle bir özledim ki sevgilim,

        seni İstanbul!

        Hiç yüzme bilmiyorum ama,

        Keşke kadıköy vapurundan denize düşsem.

        Elbet bir kurtaran olur,

        Ya da sularında boğulurum İstanbul.

        Yokluğun hayatımın kanseri

        bu gurbet dıyarında.

        Ahh İstanbul, bir çocuğun müjdesi kadar

        tazesin hala dimağlarda.

        Duyuyorum şimdilerde yabancılar basmış her tarafını.

        Olsun! İnsanlığın malısın,

        biz sadece bekçiniz senin İstanbul!

        Yabancı kalmaya da razıyım sokaklarında.

        Okullarım,dostlarım...

        Ölenlerim ve nice anılarım gömülü ya

        toprağında.

        Açın artık şu kapıları, açın!

        Eteklerine kapanmaya geleceğim İstanbul.

  • Hangi Gece Hangi Gündü Bilmem

       Hangi gece,hangi gündü bilmem,

        Kaç defa düştü aşkın gönlüme,

        Sadece,bir ümitti sermayem

        Hangi gece,hangi gündü bilmem,

        Ümit düştü,sade gönlüme,

        Yabancı bir eldi, değen gözüme.

        Küçük bir kumaş parçasıydı,önceleri aşk.

        Yazmadım bu sessizliği kendi kendime.

        Hangi gece,hangi gündü bilmem.

        Koca bir dağa dönüşmüştü aşk.

        Gece rüzgar,gündüz serinlik.

        Gece kış,gündüz bahar.

        Bin bir mevsim ayni dakika içinde.

        Hangi gece,hangi gündü bilmem.

        Saatler sığmıştı ănın içine.

        Uzun yollar,sanal hayaller.

        Klavye tuşunda yüreğimden izler.

        Bir gece,bir sabah ,bir hafta ,bir ay.

        Hangi gece,hangi gündü bilmem.

        Bir ăna sığmıştı bin yıllık sözler.

        Günah,sevap,tövbe,dua.

        Aşkın, mevsimlere verdigi adlar.

        Yaşlı bir göz,"yaşlı" bir göze değdi.

        Hangi gece,hangi gündü bilmem

        Aşkım, aşkına çırptı kanatlar.

        Bitmedi geceler,bitmedi sözler

        Bitmedi yüreğe vurulan keder

        İstikbal her sabah yeniden güler

        Hangi gece hangi gündü bilmem

        Yeminlerim düştü, ölümden beter.

  • ÇOCUKLUĞUM (Dikilitaş,Beşiktaş,Istanbul)

       Çocukluğum...

        Aydınlığım...

        Muhtacım...

        Yorulmanın hükmü yoktu o zaman.

        Hiç farketmedim fakirliğimi.

        “Yok oğlum” derken annem,

        zannederdim kimsede yoktu.

        Her sese kulak verirdim.

        Bakkala gider, onu bunu çağırırdım.

        Kerizliğimin ilk günleriymiş onlar,

        Şimdilerde anladım.

        Okulun bahçesinde top oynamak yasaktı.

        Bir yandan imam

        diğer yandan hademe kovalardı.

        Enseme yediğim tokatlar,

        ne kadar sıradandı.

        Bir gün topluca dövdüler beni.

        Burnumdan akan kanı gördüm,

        bende dövenler de rahat etmişti.

        Ya ilk aşka ne demeli...

        Yılların değistiremediği şeydi.

        Babam gurbetteydi,

        geldiginde müthiş sevinirdim.

        Daha orta okuldayken

        eve para getirmenin zevkini tattım.

        Parasız kaldığımız günleri ise hiç anlatmadım.

        Komşularla büyüdüm,

        En çok onları sevdim.

        Ne zaman akrabam gelirdi,

        dertlenirdim!

        Küçük bir çetemiz vardı.

        Teraviye niyet çıkardık evden,

        Sonra gez toz dondurma ye!

        ALLAH affetsin...

        Karamsarlığı hiç bilmiyordum.

        Sıkıntılar beni bunaltmıyordu.

        Belki de bu çocukluğumun en güzel yanıydı.

        Yarışmak ve inatlaşmak,

        Onlar da hiç değişmedi.

        Başıma gelenler,

        Hep bu ikisinden geldi.

        Fakat övüldüğüm günler de

        Inatlaşarak yarıştığım günlerdi.

        Ve sonra film koptu...

        Uzaktan birisi seslendi.

        Idealler,gençlik ve vatan,

        Bundan böyle oksijenimdi.

  • CANIM

        Senin için bahçeleri dolaştım.

        Kaç bin tane tomurcuğa yanaştım.

        Binde biri gül kokuna ulaştım.

        Göz yaşlarım pınar oldu sevgilim.

        

        Sonsuz hayalimdin yıkılıp gitme.

        Gözünde ayrılık öylesi bakma.

        Hasretin içimde canımı yakma

        Göz yaşlarım pınar oldu sevgilim.

  • DEPREM

        Depremlerle sallandı iç dünyası insanın

        Titreyen korkuların ümidi kabus oldu.

        Kucağında sarı gülleri,

        O gece neslimin yavrusu soldu.

        Yer yarıldı içine istikbal düştü,

        Sert esti yalnızlık mateme boğdu.

        Temelsiz teselliler, nesepsiz fikirlerdi

        Cirit atan meydan da

        Hüznümün ana fikri.

        Imdat diye bağırdı çaresizlik o gece.

        Bir yanda boyun eğik

        Bir yanda of çeken çekene

        Hadi be sende dedim sıkıntızede

        Duymazmısın kahrımın feryadı gökyüzünde.

        El ayak ve gönül yıkıldı.

        Kalmadı heyecanım, hesabım o gece.

        Zaman sahip çıktı insana,

        Derman verdi ufkuna

        Ve gülmek için insan

        Bel bağladı yarına

        Yarenleri toprağa,ümidi zamana havale etti.

        Kalbinde inancı,

        INSANA YASAMAYI ÖGRETTI

        1999

  • YOKLUĞUN HIZI

         Içimi dökuyorum sana

        Çıplak şiirlerle,saklanmadan dizelerin arkasına

        Kalem gıcırtısı presliyor duygularımı

        ve soguk kokusu karamsarlığı

        Yoksa o kadar transparan ki bakışlarım sana.

        Bazen gözlerinde bir çozüm arayışı görüyorum

        Arama boşuna;

        Buluşlardan hemen sonra başlar sıradanlıklar,

        Kalsın, gozlerinin önunde de olsa ,

        kesfedilmemiş aşklar

        Annenin sözünden de çıkma, bekle!

        Şimdilerde kavuşmaktan daha modern ayrılıklar!

        Uzun serzenişler de bekleme benden

        Kısa düşer cümlelerim hep temiz kasesinden.

        Ayrıca biliyor musun?

        Hala o doktorun kapısında kaldım ben,

        En son gülücüğüm ise çektiğin o en son resimde.

        Başımı ellerimin arasına alıp

        düştüğüm hüznün acısı kaldı

        ense kökümde.

        Sağa çeviremedim başımı,

        filmin sonunu görmek istemeyenlerdenim.

        O yuzden bilmiyorum ne kadar hızlı kaçıyordun benden,

        Zaten yokluğun hızını da ölçemem.

    </pre>

  • Tekrar-Seviliş Günü

        Ayrılığı geri-dönmez olanlar,

        Ne savmaz yara bıraktılar, bilseler!

        Bir iz düşümleri kaldı bende yapışık

        Keşke rüyalarımdan da çekip gitseler

        Sanmayın söylediğim sade sevgili

        Onlarca dostum var mezarda şimdi.

        Gömdüğüm, bir avuç yürek parçası

        "Tekrar seviliş" vakti beklerim.

        Başımıza konunca

        "Eski Günler" muştusu

        Bende ayağa kalkar,

        Sura üflerim.

  • HAYATA DAIR-1

       Yaşlanan göz yaşlarım

        Beyazlattı yüzümü.

        Ağlatan anılarım

        Azat etti hüznümü.

        Yitirilmiş çizgime

        Antik yıllar gömülü.

        Yetim kaldı fikirler

        Üstü atlas örtülü

        Dört bir yandan kuşattı

        Nefis ile yalnızlık

        İçi gülen gözleri

        Nasıl kaplar cansızlık

        Soğuk rüzgarlar esti

        Düşü kırık idrakten.

        Günah kokan bir sesti

        Kurtulurdum farketsem.

        Utancı sürme çektim

        Riyakarca yüzüme

        Sineme yıldız taktım

        Hesap ağır sözüme.

  • HAYATA DAIR-2

        Hergün dilimde zikrin

        Ben fikrimi çok sevdim.

        Bu gün elimde kalem

        Hamiyetimi yerdim

        

        Masumiyetim masum

        Anadan doğmuş gibi

        Değişmez benim huyum

        Peygamber demedi mi ?

        Bazen yazı karanlık

        Bütün suçlar benim mi?

        Dönüp dolaşıp geldim

        Kapı aynı degil mi?

        Duman kokusu gelir

        Benim geleceğimden

        Emrine amadeyim

        Ne gelirse elinden

        Yaşatmak istiyorum

        Yeşerirse ümidim

        ALLAH ve Peygamberi

        Ezel ebed sevgilim.

  • Ey Halkım

        özlemimi biriktirdim kilometrelerce

        ışıksız ve doğuştan karanlık bir dünyada yazıyorum.

        düşüncemde tohumlanan her fırtınada

        kıyametler koparan yüreğim

        yine de ümitsiz değil

        şöyle uzatsam ya ellerimi

        değecek sanki bulutlara

        söküp atarım bütün gamı tasayı

        bağrından maviliklerin

        ey halkım sen de unutma!

        ben senin asırlardır oluşmuş vicdanınım.

        elime vurduğun kelepçelerin sesi kesik

        kollarım arkada boynum dik

        yazık değil mi anaya çocuga emeğe

        bir şeytan fısıltısına üç günde kahpelendik.

  • TOPRAĞIN YOLUNDA

        Ben toprağın yolunda

        Gözü doymaz oğluyum

        Sırtımda yüklerimle

        Medet der dolaşırım

        Hangi kapıyı çalsam

        Karşımda misafirler

        Gözleri ellerimde

        Dünya malı isterler

        Ben toprağın yolunda

        Ev sahibi ararım

        Tokmaksız bir kapı var

        O kapıyı zorlarım

  • ISMARLAMA DUYGULAR

        Ismarlama duygular

        Hayalperest yaşarlar

        Kafalarında kurup

        Muhafızlık oynarlar

        Aslında talihsizler

        Silinip gidecekler

        Bu dünyanın sefası

        Son demde çok ağlarlar

        Menfaatten zırhları

        Kurşun geçmez cehalet

        Sadece eneleri

        Sefalet ve felaket

        Meymenetsiz suratlar

        Tebessüm ağacında

        Karanlıkta çok göz var

        İt sürüsü MAŞALLAH

        Insanlik rafa kalkmış

        Beyninden medet umar

        Tarif etsen onları

        Üç beş şekil bir duvar

        Helal olsun sizlere

        Rezilliği süsleyin

        Elin oğlu fezada

        Daha var emekleyin

        Kafa örümcek sarmiş

        Beden çoktan yaşlanmış

        Sözlere bakmaya gör

        Fidan yeni aşlanmış

        Ne büyüksün ALLAH'ım

        Nasıl mehil verirsin

        Bunca vurdum duymazı

        Sabreder de beklersin

  • Üzüyorsun beni

       üzüyorsun beni!

        eğer imkanın var da cevap vermiyorsan bu yaptığın kötü haberin olsun,

        sen kötü değilsin ama yaptığın iş kötü,

        üzüyorsun beni!

        Aslında üzülmem,kırılmam ben sana hiç,

        ne kadar hırçınsam, ne kadar kırdıysam,

        bu gösterir ki o kadar bağlıyım sana.

        her an seninle ilgileniyor olduğu için zihnim,

        düştüm belki çoğu zaman yanlış yollara

        ama her yolun sonunda sen vardın

        yollar gibi bağlıyım sana,

        bin tane yol var benim gönlümden

        senin gönlüne

        ben de köprüde kendini yakan kız gibi yakacağım kendimi

        yaktığım ateş buradan gidişim olacak,

        kendimi attığım dere de Afrikanın derinliği

        neyse dumanımı sana bırakacağım

        gözlerinde buğu olacak her beni hatırladıkça.

  • RUHLARIM

        Bir gün çektim kendimi

        Gel bakayım kenara

        Bu kaçıncı kez oldu

        Tosladığın duvara

        Başın belasız kalmaz

        Yine parmak sokarsın

        Seni düşündüğüm yok

        Korkum beni yakarsın

        Dinle beni kardeşim

        Elin ayağın dursun

        Sen kendini ne sandın

        Sen de sıradan kulsun

        Bu sana son ikazım

        Bedenim bana lazım

        Iki ruh bir arada

        Değişmez karayazım

  • KORKULAR

        Genç insandan korkarım

        Aşamazsa kendini

        Hayalleriyle yaşar ihmal eder nefsini

        Yaşlıdan da korkarım

        Yanlış bakar gözüme

        Ince bilir hayatı değer vermez sözüme

        Kadındanda korkarım

        Ayağıma bağ olur

        Kanatlanmış uçarken ham konuşur durdurur

        Esnaftanda korkarım

        Terazi yanliş tartar

        Hesap kitap uğruna insanliğından yontar

        Imamdan da korkarım

        Kıblesini bulamaz

        Düşer geçim derdine arpa boyu yol almaz

        Ögretmenden korkarım

        Elinde sigarasi yaşamazda anlatır

        Güzel haslet ne varsa göz önünde karartır

        Devletimden korkarım

        Bilmem hangisi benim

        Bağımsız bir ülkede yaşarken esaretim

        Cehaletten korkarım

        Yorar da inad eder

        Önüme engel çikar siçramamı engeller

        Kendimden de korkarim

        Iradem iflas etmiş kime ne faydam olur

        Yaşarim 60 sene bir ömür ziyan olur

        Kimler güveneyim pusulamı kaybettim

        Içimde tereddütler nice yıllar sabrettim

  • GÖZLERİM YORGUN

        Yüzüne vurulan aşırı ışıktan sonra

        Duvarın dibinde yığılı mahkum.

        Gözlerim yorgun...

        Tıpkı yüreğim gibi,

        tel tel dökülüyor yolum.

        Kaybolanlar ülkesi; içi kin dolu, zıkkım.

        Kraliyet sarayında(!) duyulmaz sesim

        Gözlerim esir kamplarında yorgun.

        Düşer, penceremden,içimden mahdum.

        Kiminin civanmert nağmeleri var,

        Kiminin yüzünde kumaş izleri,

        Ata yadıgarı bu sessizlik sanki ve malum.

        

        Şimdiler, yarınlar, yine dünler;

        dairesel dönüyor cansız bir zaman.

       

        Çıkmaz fikirlerde nefes darlaşır,

        belki endişe,belki de bir hastalık alır başını

        Yalnızlık,gider ayak kalabalıklaşır.

        

        Kisaltamam uzun düşen hiç bir günümü,

        Duvarlara kızgınım ,varlığıma kırgın

        Kimsesiz sokak lambası kadar aydınlığım.

        Söyleyin ya da yazın bunu kitaplara,

        Gözlerim yorgun.        

📬 Merhaba!

Her ay e-posta kutuna ilham verici yazılar, gözlemler ve şiirler bırakıyorum.
Sen de bu yolculuğa katılmak ister misin?

Gizliliğinize saygı duyuyorum. Spam gönderilmez.

Scroll to Top