Kanada, Toronto’da yaşıyorum. Burada iki çeşit okul var: Biri bizim düz liselere benzeyen Public Schools, diğeri ise Catholic Schools yani Katolik okulları. Ama bu dini okullarda ağır bir dini eğitim yok; sadece bazı dinî içerikler ve hafif ritüeller var. Farklı kurumlar altında çalışıyorlar. Gözlemime göre Katolik okullar daha yaygın ve daha kaliteli.
Kaliteli derken; binalar daha düzgün, çocuklar tek tip ve özenli giyiniyor, genel olarak daha düzenli bir sistem var. Ben bir Müslüman aile olarak çocuğumu normal bir okula gönderiyorum ama zaman zaman düşündüm: Acaba Katolik okula mı göndersem? O kadar fark hissediliyor.
Bunu şunun için anlatıyorum: Türkiye’de imam hatiplerin yaygınlaşmasından rahatsız değilim. Dindar halkın çocuklarına dini eğitim aldırmak istemesi doğaldır. Ama son zamanlarda şöyle bir sorun ortaya çıktı: İmam hatiplerin sayısı çok arttı, buna karşılık devlet okulları azaldı. Bu da ters bir mecburiyet doğurdu. Çocuğunu dini okula göndermek istemeyen bir veli, ya istemediği bir okula çocuğunu yazdırıyor ya da çok uzaklara göndermek zorunda kalıyor.
Bu da sağlıksız bir durum. Okul türleri sayı olarak dengeli olmalı. Hatta bu denge semt semt planlanmalı; semtin yapısı ve talebi dikkate alınmalı.
Bir diğer konu: İmam hatip mezunları camilerde görev alabiliyor veya ilahiyata devam edebiliyor. Ama çoğu imam hatip öğrencisi bu yolda ilerlemeyip mühendis, doktor, öğretmen olmak istiyor. Bu da gayet doğal.
Yani imam hatiplerin müfredatı bu gerçekliğe göre şekillenmeli. Eskiden çok ağır bir dini müfredat vardı, sayısal alanlara yönelmek çok zordu. Sözel bölümler biraz daha mümkündü. Artık seçmeli derslerle bu denge kısmen kurulmuş gibi. 9 ve 10. sınıfta temel eğitim, 11 ve 12’de alan dersleri verilmeli.
Peki ben bu çoğumuzun bildiği şeyleri neden anlatıyorum: Birincisi, imam hatip ve devlet okullarının sayısı dengeli olmalı. Her veli özgürce karar verebilmeli. İkincisi, imam hatip’e giden öğrenciler sadece imam olacak diye görülmemeli. Onlar da her mesleğe rahatlıkla yönelebilmeli.
Ama esas vurgum şu: Bu konuya CHP de sahip çıkmalı. Bu sistem CHP’ye de uyacak şekilde dönüştürülebilir. Sayılar çok arttıysa, bölgesel ihtiyaçlara göre denge kurulmalı. örneğin Beşiktaş’ta bir tane yeterli olabilir ama Ümraniye’de iki tane gerekebilir.
Bu ideolojik değil, sosyolojik bir meseledir. Halkın ihtiyaçlarına göre planlama yapılmalı. CHP’nin de bu konuda açık ve net bir politikası olmalı ve bunu halka anlatmalıdır.