Erdoğan’ın Gerçek Görevi: Türkiye’yi Yerinde Tutmak mı?

Rahmetli Demirel malum, yedi kere gelmiş, yedi kere gitmişti. Eskiden radikal bir görüş olarak şöyle duymuştum: “Demirel’in görevi Türkiye’yi yerinde tutmak — ne ileri ne geri.” Dediğim gibi, radikal ve halk arasında gelişmiş, aslı astarı olmayan bir söylemdi.

Fakat şimdi Erdoğan’ın Türkiye’de yaptığı şeyleri görünce, aynı söylem benim kafamda da oluşuyor. Son 20 yılın dünyadaki en güçlü ekonomiler sıralamasına baktım: Türkiye hep 17. sırada. Bazen 16 olmuş, bazen 18, bazen 19… ama sonunda yine 17. sırada. Yani son yirmi yılda “yol yaptı, köprü yaptı” diye sayanlar olur elbette, ama işin özeti şu: 17. sırada aldığı memleketi hâlâ 17. sırada tutuyor. Düzenli bir artış yok; hep iniş çıkış. Dolayısıyla bu perspektiften bakınca, herhalde diyorum, Erdoğan’ın görevi de memleketi hep aynı yerde tutmak.

Bu dönüp dönüp aynı noktaya gelme halini siyasette de görmeye başladık. Kürtlerle iyi başladı, sonra kanlı bıçaklı oldu, şimdi yine hiçbir şey olmamış gibi sarmaş dolaş olmaya başladı. Hani bir menkıbede var ya, “O zaman biz bu şeyi niye yedik?” diye… Ne oldu yani? Döndük yine aynı noktaya geldik.

Enflasyonda tek haneye düşmüştük; sonra malum olan oldu. Ömrümüzde görmediğimiz bir ekonomik krizle karşılaştık. Şimdi halkı baskılayarak, aç bırakarak 2027 yılında yine tek haneli rakamlara ulaşmaya çalışıyoruz. Sıfırları sildik, sonra sıfırlar yine oluştu; herhalde tekrar sıfırları sileceğiz… Yani hep bir dönme dolap, hep aynı noktaya geliyoruz.

Ergenekoncuların düşmanıydı bir aralar, sonra kankası oldu, şimdi yine kopmaya çalışıyor… Hep aynı döngü. Sağlık Bakanlığı ilerlemenin en çok görüldüğü yerdi, ama yine sonunda bitmek bilmeyen sıralara ve alınamayan randevulara iş geldi dayandı.

Hatta biraz abartılı olacak ama, “Acaba yine başörtüsü yasağı gelir mi?” diye korkmaya başladım. Belki onun zamanında gelmez ama ondan sonra insanlara tekrar başörtüsü yasağı koymaları için öyle haklı nedenler oluşturdu ki, o günler gelirse şaşırmam. Ben o günlerin gelmesini asla istemeyen biriyim — gelmeyecektir de artık. Ama bu, halkın sağduyusundan veya laik kesimin bir nebze olsun akıllanmasından kaynaklanacak; yoksa Erdoğan, o günlerin tekrar gelmesi için halkta başörtülülere karşı gerekli nefretin oluşmasını sağladı.

Avrupa Birliği ilişkilerinde, son olarak Amerika’yla ilişkilerimizde, hatta Rusya’yla ilişkilerimizde bile hep aynı döngüyü görebilirsiniz. Hep şu fikir geliyor aklımıza: “Madem sonunda buraya gelecektik, biz bu şeyi niye yedik?”

Ve ister istemez, biraz ironiyle, biraz da gerçekle soruyorum:
Acaba Erdoğan’ın gerçek görevi Türkiye’yi hep aynı yerde tutmak mı?

Scroll to Top