Bir İhtimal Daha Var, O da Savaş mı Dersin?

Ukrayna’da savaştan kaçan erkekleri topladıkları bir video izledim; geçenlerde tanıştığım Iraklı bir adamı hatırlattı bana. Saddam zamanında savaşmamak için ülkesinden kaçmış ve tam 15 ülkede — kimi yerde iki gün, kimi yerde yıllarca — kalarak sonunda Kanada’ya ulaşmış. 7 yıldır Kanada’daydı ama tüm serüvenin tam tarihini unuttum; şimdi de 30 yıldan fazla olmuş. Eşi yok, çoluk çocuk yok. Tüm ülkeleri ve her birinde ne kadar süre kaldığını bir çırpıda sayıyor. Suriye mi dersin, Türkiye mi dersin, Yunanistan mı dersin, Avrupa ülkeleri mi dersin, her yerde kalmış… Örneğin 14 yıl Yunanistan’da, 7 yıl İsviçre’de, 2 yıl Suriye’de, 2 ay Türkiye’de, sadece 2 gün Almanya’da kalmış.

Şimdilerde kısmen cemaat ve Kürt mevzularından dolayı böyle hayat yaşayan insanlarımız var ama henüz topyekûn bir savaşa girmiş değiliz, çok şükür. Umarım da millet olarak böyle bir imtihanı yaşamayız. Her ne kadar ben de 10 yıldan fazla bir süredir ülkeme gidemesem de, sürgün yollarında çekilen acıları yalnızca duydum, yaşamadım; bu yüzden o konudan örnekler vermeyi uygun görmüyorum. Ben, bizim insanımızın çektiği acılardan bahsediyorum.

Peki gerçekten savaşa girer miyiz? Erdoğan hiçbir şekilde görevinden çekileceğine veya bırakıp bir daha aday olmayacağına dair bir izlenim vermiyor. Birkaç kere yabancılara anlattığımda gülerek tepki verdikleri bir olayı anlatayım: Bizim anayasamızda bir madde koymuşlar diyorum, cumhurbaşkanı sadece iki kez seçime katılabilir. Fakat bir madde var; bu maddeye göre eğer dönem bitmeden erken seçim kararı alınırsa tekrar aday olabilir. Bunu söylediğimde nedense herkes gülüyor. Hatta diyorum ki bana göre zaten 3. dönemini bitiriyor, çünkü ilkinden sonra “sistem değişti” diyerek “bu sayılmaz, baştan sayacağız” dediler — tıpkı oyunlarda mızıkçılık yapan çocuklar gibi. (Anti parantez: anlattığım bu bölümün maksadı, bir şekilde Erdoğan’ın gitmeye niyetinin olmadığını göstermek.) Seçimle kalmayı düşünüyor o zaman; eh, bu yine de iyi. En azından halk “git” derse gider, mecbur… Tabii bunda da birçok endişemiz var. Özellikle en güçlü rakibi, İstanbul Belediye Başkanı’nı yolsuzluk yaptığı iddiasıyla hapse koydular ve daha birçok büyük şehirdeki muhalif belediye başkanlarını da. Belki yakında ikinci rakibi Yavaş’ı da koyacak, belki başkalarını da. Sonunda her seçim öncesi sadece formalite icabı, göstermelik ve asla kazanamayacak bir rakiple seçime girecek. Hatta halk olarak şunu fark ettik ki, son iki cumhurbaşkanlığı seçiminde el altından zaten bunu organize etmiş ama biz uyanamamışız; her şey doğal seyrinde olmuş.

Zaten bırakmaya niyeti olan, yerine birilerini hazırlar; ülkeyi ve şartları bu kadar zorlamaz. Her ne kadar “çekilecek, yerine oğlu aday olacak” veya “Hakan Fidan’ı hazırlıyorlar” gibi haberler yapılsa da bunlar sadece halkı uyutmak, rehavete salmak için yapılan haberler. Benim şahsi görüşüm, onun bir cumhurbaşkanı olarak ölmek ve öyle bir törenle gömülmek istediği yönünde. Bu kadar uzatmamın sebebi, Erdoğan’ı meşru yollarla göndermenin, değiştirmenin zorluğunu anlatabilmek içindi. Böyle bir insan, yerinde kalabilmek için ülkesini savaşa sokmayı da bir alternatif olarak her zaman düşünecektir. Ya da çıkartılacak bir iç savaşla milleti birbirine kırdırıp konumunu korumaya devam edecektir. Yani bunlar kuvvetle muhtemel ihtimaller.

Scroll to Top