Aldatıldık: Bir Savaş Taktiği mi?

Çok uzun zaman önce bir Ermeni ile tanışmıştım.
Kanada biliyorsunuz, kozmopolit bir yer; dünyanın her yerinden insanlar buraya göç etmiş. Büyük bir çoğunluğu da ülkelerinde sorunlar yaşadığı, kısacası muhalif oldukları için gelmiş. O yüzden Toronto sokaklarında yürürken, dünyadaki her ülkenin hikâyesini duymanız mümkün.

Neyse, işin şakası bir yana, bu Ermeni vatandaşın ailesi bizim oralıymış; Türkiye’de yaşamışlar. Olayın tüm ayrıntılarını hatırlamıyorum ama anlattıklarından aklımda şu kalmış:

“Ailemizi sürgün ettiler. Bazı kötü olaylar yaşadık ve ülkeyi terk ettik. Sonra belli bir zaman geçti; Türkiye’de işler düzelmiş, ortam güvenli hale gelmiş, hükümet daha iyi davranmaya başlamıştı. Bunun üzerine ailemizden bazıları tekrar Türkiye’ye döndü. Fakat bir süre sonra aynı olaylar yeniden başladı; tutuklamalar, baskılar… Sonra yine yurtdışına çıkmak zorunda kaldık.”

Bunu anlatırken içimden “bizimkiler sizi kandırmış olmasın?” diye geçirdiğimi hatırlıyorum.
“İşler düzeldi, gelin!” demişlerdir belki; sonra geri kalanları toplamışlardır.
Sevimli bir fikir gibi anlatıyorum ama elbette trajik bir durum. Bu bir savaş psikolojisi — sanki hep savaş halindeymişiz gibi.

Erdoğan’ın dilinde de sık sık geçen bir ifade var: “Kandırıldık.”
Affediyorlar, barışıyorlar, sonra “kandırıldık” deyip karşı tarafın malına, mülküne çöküyorlar.
Son zamanlarda Can Holding ile ilgili haberleri okuyunca aklıma yine o Ermeni arkadaşımın hikâyesi geldi. Can holding kimindir, ne yapmıştır bilmem ama şunu biliyorum: Ne yaptıysa, Erdoğan döneminde yaptı. Eski olay değil.
Gel gör ki aynı iktidar döneminde şimdi bu insanların mallarına el konuluyor.

Acaba bu mallarına el konulan insanların kökeni Ermeni mi, çok merak ettim.
Çünkü bizim yüzyıllık Cumhuriyetimiz, tarih boyunca ekonomik sıkıntılardan çıkmak için sık sık “zenginlerin mallarına el koyma” yollarını denemiştir.
Ve o zenginler, geçmişte genellikle Ermeni, Rum, Yahudi kökenli gayrimüslim vatandaşlardı.
Devlet savaşta olurdu; onlar savaşmaz, ticaretle uğraşırlardı. Sonra da devlet, bir şekilde mallarını alırdı.

Bunlar, tarihçi değilim ama okuduklarım, duyduklarım.
Ve sanki şimdi yeniden o noktaya evriliyoruz.
Çok ciddi bir ekonomik kriz var, çözülemiyor.
Belki de “Bu zenginlerin elinde biriken sermayeden birazını kaydıralım” diye düşünülüyordur. Kim bilir…

Ben sadece olayları zihnimde birbirine bağlıyorum.
Ve o bağı, sizinle paylaşıyorum.

Scroll to Top